Kalbim Yolunu Kaybetmiş Bir Kuş için Ağlar

Gerçeğim dikenli elbiselere bürünmüş olsa da hayal dünyasında seyahat eden bir gezginim; Ne kadar yenilensem nafile, gönlüm ikinci el aşkların mezarlığında günah toplayan bir avare.
Kendisi gibi sözü de meşhur adamın dediği gibi: “Severim insanlığı ama nefret ederim insanlardan.” İşte böyle paradokslardan oluşurum ben. Kimi sert yanıma konar, kimi merhamet damarımdan içer. Bakmayın aklımın sinsi oyunlarına, kalbim yolunu kaybetmiş bir kuş için ağlar. Ağlayan benim, acı çeken ruhum, alaylı görünense azat ettiğim halde çekip gitmemiş birkaç başıboş düşüncem.
Ben de mutlu olmak istedim. Üstelik her seferinde yeniden denedim. Hatta gençliğimin baharında kitaplarımı yakıp yüzeysel yaşayanlara özendim. Onlar ki pervasızca gülüyor, kahkahalarıyla hassas gönülleri incitiyor ve bu dünyayı umursamadan arşınlıyorlardı. Üstelik bir şiirin gölgesinde hiç soluklanmamış, kitapları hiç olmamış ve sanat diyarına uğramamışlardı.
Bir müddet onlardan aldığım gülümsemeyi yüzüme iliştirdim ve gülmeye başladım onlar gibi. Gülüyordum fakat hezeyanlar içinde. Bir yanım gülüp öbür yanım uçurumdan yuvarlanıyordu. Bir yanım maske takmış, öbür yanım karanlığa koşuyordu. Ruhumda yükselen alevlere bir yanım odun taşıyor, öbür yanım panik içinde olup bitenleri seyrediyordu.
Dönüp arkama bakınca içimde büyüyen karanlığın kenarında buldum perişan halimi. Ben yürüdükçe karanlık da ardım sıra yürümüş. Bir karanlığa baktım bir de gülen insanlardan bana kalan eğreti gülümsemeye. 21/05/2021
Klinik Psk. Rahmi Arslan