Karanlık Kuyulara İnmek

İnsan karanlık kuyularından çıkmak için hep başkasından medet ummuştur; oysa her insan karanlık kuyularına bir başına girip çıkmalıdır. Bu kuyuları korkusuzca gezmeli ve tüm karanlığa gözleri alışana kadar sabretmelidir. Bazıları ruhun bu karanlık ülkesinde yaşadığı korku karşısında dehşete kapılarak bir akrep gibi zehirler kendini. Bunlar aslana av olan ceylan gibi üzer bizi ama aynı zamanda aslanın yaşaması için ölmesi gerekenlerdir. O nedenle yapılacak hiçbir şey yoktur.
Bu trajedi karşısında ruh karanlık olmanın yanı sıra acılarla da doludur. Çünkü bir baba en savunmasız evladını da sever ve ona bir şey olduğunda canı diğerlerinden daha fazla yanar.
Kendi başına bu karanlık ülkeden dönenler de var elbette; onlar ki ellerinde parlak bir meşaleyle karşılar bizi. Beraberinde insanlığa sevgi ve merhamet tohumları getirmişlerdir. Öfkeyle dolu insan kalbine şefkat dolu elleriyle dokunurlar ve çocuğunu kaybeden babanın da acısına ortak olurlar.
Evet beyefendi, dediğiniz gibi söz öğüt olduğunda çığlığa döner ama şefkatli bir kalpten yükseldiği zaman da tınısı hoş bir müziğe döner.
Klinik Psk. Rahmi Arslan