Makale

Narsisizm Üzerine

Narsisizm, yıkıcı olduğu kadar barındığı zihni de acıya boğan zehirli bir inançtır. İlk bakışta masum gibi duran bu kavram yaşadığı zihni bir diktatör gibi ele geçirir ve geri kalan her şeyi bu bağlamda organize etmeye çalışır. Bireyin hayatındaki tüm renkleri ortadan kaldırmaya başlayarak işe girişir ve devamında her duyguyu küçümsemeye başlar. Narsistin inancı gereği kendisini yüceltmeyen her şey gereksiz bir ayrıntıdan ibarettir.

Üstün olduğuna inanan birey mükemmeliyetçi bir bakış açısıyla hayattaki olgulara yaklaşır ve hayatın her anını eksik bulur. Eksik kalan, yarımdır ve yarım olan doyumsuz bir ruh hali yaratır. Birey yoksunluk yaşadıkça narsisizmini körükler, narsisizmi büyüyen birey gerçek hayattan soyutlanır ve soyutlandıkça ucube bir düşünce sistemi yaratır içinde.

Hayat mükemmel değildir. Aslına bakarsanız hayat spontanedir. Peyzaj çalışması yapılmış ve her tarafı düzenlenmiş bir parktan ziyade bir ormanın doğallığıdır hayat. Her şey rastgele görünse de ormanın bütünlüğü harika bir canlı organizmadır. Ancak üstünlük inancına kapılmış birey elinde makasla çevresindeki her şeyi ve herkesi parktaki bitkiler gibi budayıp kırpmaya çalışır.

Narsist birey çevresindeki bireyler boyun eğdikçe kendini güvende hisseder. Hayatını kontrol edemediği bireye karşı öfkelidir ve onu ne pahasına olursa olsun bastırmaya veya kendinden uzaklaştırmaya çalışır. Çevresindeki herkes onun düşündüğü gibi düşünmeli, onun inandığı gibi inanmalı ve onun değer verdiklerine değer verip değer vermediklerinden nefret etmelidir.

Narsistin kontrolü dışına çıkan her birey onun için bir tehdittir ve serbestçe davranan insanlar sıklıkla kendisinde öfke patlamalarına yol açar. Kendisi için tek doğru vardır: O da herkesin ona boyun eğdiği, herkesin onu onaylayıp yücelttiği değişmez kural. Geri kalan tüm doğrular saçma, değersiz ve lanetlenmesi gereken olgulardır.

Narsist karakterin bir diğer özelliği de hayatta olup biten her şeyi kontrol etmektir. Çevresindeki her bireyin içsel dünyasında olup bitenleri kontrol etmek ister. Bu bireylerin düşündüğü ve hissettiği her şeyi bilmek ister. Kontrolcü davranarak kimin neye inanması gerektiğini, kimin kimi sevmesi gerektiğini düzenlemek ister. Ayrıca kendisine karşı yöneltilmiş bir reddedilme veya kontrole karşı bir başkaldırıda narsist bireyin tüm kişiliği tehdit edilir. Çünkü bu karşı koyuş kendi sistemini sarsar ve elindeki dayanakları ondan alır. Bu durum karşısında dozu giderek artan bir mücadeleye girer ve sonuç alana kadar hem kendi hayatını hem de diğerlerinin hayatını cehenneme çevirir.

Üstünlüğünü vurgulamayla başlayan mücadelesi karşısındaki bireyi aşağılamayla devam eder. Reddedilme süreleri uzadığında kendilerine olan inançları sarsılır ve kişilikleri ağır yara alır. Çünkü kafasındaki mükemmel kişiyi bir kişi dahi reddettiğinde mükemmellik algısı dağılır ve bu hayatlarını önce anlamsız sonrasında ise kaosa çevirir.

Narsist, reddedilmeyi hayatın olağan akışında olan bir durum olarak algılamak yerine kendisinin aşağılandığı ve değersiz olarak görüldüğü bir tehdit olarak algılar. Daha önce yüksek kulesinde dürbünle baktığı kulübedeki insanlarla yer değiştirmiştir ve kendi kulübesi harabeye dönmüştür.

Kafasında kurduğu şekliyle çözüme varamayan narsist, bu durumun sonucunda ya karşısındakine ya da kendisine zarar verir. Erich Fromm’un narsist olarak teşhis koyduğu Adolf Hitler’in önce insanlığa ve doğaya felaket getirdiğini sonrasında ise kendini imha ettiği vaka narsisizmin boyutlarının ulaştığı seviye olarak önemli bir gösteridir. Milyonlarca insan, hayvan ve canlı ölmüş başroldeki oyuncu da kendini imha edip perdeyi kapatmadan sahnenin ışıklarını kapatarak dünyayı sonsuza dek bir yönüyle karanlıkta bırakmıştır.

İşin aslı; üstünlük inancı derin bir yanılsamadır ancak bu yanılsama öyle kolayca fark edilecek bir durum değildir. Kişi bu yanılsamaya kendini kaptırdığı oranda düşüncelerinde sapmalar meydana gelir. Düşüncelerin çarpıklaşması hayatın olağan akşını tersine çevirir. Bu şekilde yaşamını sürdüren ve narsist olarak algılanan insanlar hayatın her alanında acı çekip aynı şekilde acı çektirmişlerdir. –Rahmi Arslan–

( makalenin devamı gelecek)


*  Bir insan neden narsist olur?

Klinik Psk. Rahmi Arslan

Klinik Psk. Rahmi Arslan

About Author

Bir Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu İçerikleri de Beğenebilirsiniz

Makale

İnsan Zihni Üzerine Bir Makale

  Zihinsel kurgular üretebilme kapasitesiyle insan, hem kendine hem de çevresine zaman zaman büyük acılar yaşatır. Düşünceyle aranan hakikatin kendisi
Makale

Çocukluktaki Travmaların Bedeli

Çocukluktaki travmaların bedeli; doğallıktan uzak, tutsak bir yetişkinliktir. Çocukken içimiz yaşam enerjisiyle doludur. Duygularımızı, düşüncelerimizi çekinmeden olduğu gibi ifade ederiz.