Gerçek Hikayeler

Ayrılık Üzerine

Sönmüş ateşin üstünde tüten belli belirsiz bir duman gibi, yüreğinden ayrılık hüzünleri yükseliyordu. İhmalkarlıktan kaynaklanan bir yangın, anılarla dolu ahşap bir evi nasıl kısa sürede küle çevirip geriye hiçbir şey bırakmamışsa ayrılık da delikanlının yüreğinde aynı etkiyi yaratmıştı.

Halbuki ne güzel anılarla büyütmüşlerdi bu çifte yüreği: Mesela bir gece mum ışığında şarap içmişlerdi, delikanlı kızın gamzelerine bakıp doğaçlama bir şiir okumuştu. Birgün uzun bir yola çıkmış, yağmurda yürümüş, önlerine gelen bir köpeği yoldaş edinip sevmişlerdi. Başka birgün ceviz ağacının altında unutulan cevizleri neşeyle toplayıp uzun uzun hayal kurmuşlardı. Başka zaman, güzel bir manzara karşısında büyülenip, hurmayla çay içmişlerdi. Bu ahşap eve daha nice güzel anı yerleştirmişlerdi. Sonra ayrılık ateşi gelip hepsini bir anda yakıp küle çevirmişti.

Ah be delikanlı!

Nasıl da yandı gönlün

Yüreğinde hala kor bir ateş

İçinde sahipsiz bir ölü

Ruhun mahşer kazanı!

Bu nasıl ayrılık ateşidir ki

Söneli asırlar olmuş

Acısı hala ilk günkü gibi çığlık çığlığa

Ah be delikanlı,

Ruhun, savaş meydanında vurulmuş ve acısını belli etmeyen gururlu bir atın çaresizliği içindeyken yaralarını merhametsiz eller sardı.

Ah be delikanlı,

Yaşadığın acının tarifini ancak yetim bir çocuğun gözlerine bakarak okuyabilirim sana

Ne yana baksan anılarla dolu bir zaman

Ne yana baksan zindan

ve ne yana baksan zulüm

Bitmedi hüznün, biterken ömrün


* Ayrılık her insanda farklı acılar bırakır. Sağlıklı olan: acıyı kabullenip yaşamak ve geçip giderken ondan bir şeyler öğrenmektir.

klinik Psk. Rahmi Arslan

 

Klinik Psk. Rahmi Arslan

Klinik Psk. Rahmi Arslan

About Author

Bir Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu İçerikleri de Beğenebilirsiniz

Gerçek Hikayeler

Dinlemek Üzerine

Biraz düşününce bugüne kadar hiç kimseyi dinlemediğini fark etti. İnsanlar; karşısına geçip hararetle bir şeyler anlatırken, o kendi düşünceleriyle o
Gerçek Hikayeler

Balkonda Oturan Adam

Çınar ağacının dalları uzayın derinliklerinden balkona kadar inmişti ve yaprakları arada bir hafif esen rüzgârda sallanıyordu. Zamanın tüm bileşenleri bu