Gerçek Hikayeler

Sivrilen Acımasız Düşünceler

Kahramanım, her zaman yalnızdı. Hatta bu dünyanın en yalnız kişisiydi. Fakat aynı zamanda içindeki yalnızlıkla bir daha yalnız kalmamak için sürekli oyalanacak bir şeyler arıyordu. Çünkü tek başına kaldığında yalnızlığı soğuk bir iklim gibi üstüne çöküyor, içindeki her yeri bir anda kışa çeviriyordu.

Bazen de içindeki devasa boşluk göründü mü ne yapacağını bilemez, eli ayağına dolaşır ve soluğu hemen başkalarının kapısında alırdı. Böyle durumlarda sürüklenip gitmek hoşuna gitmiyordu. Rüzgârda savrulan bir yaprak misali oradan oraya savrulması, ayaklarını yerden kesmekle kalmıyor; aynı zamanda bir süre sonra onu, önüne atacağı insanın ayakları dibinde de aşağılıyordu. Bunlar kötü olmasına kötüydü ama bir şey daha vardı ki o tüm bu kötülüklerin kaynağıydı. Denizde başıboş bir kayık gibi sürükleniyor sürüklenmesine ama o bir kayık değildi. Rüzgârda bir yaprak gibi savruluyor savrulmasına ama o bir yaprak da değildi.

Kısacası ne kayık, kayık olduğunun farkındaydı ne de yaprak yapraklığının farkındaydı. Ama kahramanım tüm bu acıları yaşarken her şeyin farkındaydı. İşte bu farkındalık tüm insanların ortak acılarının kaynağıydı. Ruhuna üflenmiş olan düşünce illeti sadece insanın değil, dünyadaki her canlının başına musallat olmuş ve yaşanan tüm acıların kaynağını oluşturuyordu. Kahramanım da bunun farkına vardığı andan itibaren büyük bir hayal kırıklığı yaşamış ve düşünce yapısını boynunda kalın bir zincir olarak görmeye başlamıştı. Ne yaparsa yapsın bundan kurtulamıyor ve tüm tepkileri yine düşüncenin hareket alanında kalıyordu.

Düşünce sistemi içinde üzülüyor, öfkeleniyor, karşı çıkıyor ve haykırıyordu. Her haykırışı düşüncenin kayalıklarından yansıyıp yüzüne geri çarpıyordu. Fakat bir yol daha olmalı, tüm bu acıların kaynağı olan düşünce illetini bir anda terk edip durağan ama durgun olmayan berrak bir suyun içinde gözlerini yeniden açmalıydı. Suyun berraklığı gibi her şeyden arınmış olarak yeniden bir varoluş yaratmalıydı. Kibirden, korkudan, öfkeden özgür olarak yeniden doğmalıydı. Burada her şey olduğu gibi kalacaktı. Kimse suya taş atmayacak, yönünü değiştirmeyecek ve suyu bulandırmayacaktı. Su; su olduğunun farkında olmayacak, sadece akacaktı.


* Düşünce bazen keskin bir bıçağa dönüşür ve sahibine saplanır.

Klinik Psk. Rahmi Arslan

Klinik Psk. Rahmi Arslan

Klinik Psk. Rahmi Arslan

About Author

Bir Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu İçerikleri de Beğenebilirsiniz

Gerçek Hikayeler

Dinlemek Üzerine

Biraz düşününce bugüne kadar hiç kimseyi dinlemediğini fark etti. İnsanlar; karşısına geçip hararetle bir şeyler anlatırken, o kendi düşünceleriyle o
Gerçek Hikayeler

Balkonda Oturan Adam

Çınar ağacının dalları uzayın derinliklerinden balkona kadar inmişti ve yaprakları arada bir hafif esen rüzgârda sallanıyordu. Zamanın tüm bileşenleri bu