İçimdeki Boşluk

Çantasından not defterini çıkarıp akşam yazdıklarını benimle paylaşmak istedi, ben dinledim o da okumaya başladı. Baştan sona asi metni şöyleydi:
“İçimdeki çukur dolmadı ve dolacak gibi de durmuyor. Üstelik eksiğim, kederli sesler yankılanıyor ruhumda. Tanrım, bir avuç kör yerleştirdin içime! Sonsuzlukta yalnız, yalnızlıktaysa çaresiz duruyorum.
Ah, biz ki acının kuyusunda bağdaş kurup oturanlar! Biz ki bu karanlık düzende tufana karşı duran asileriz! Hükmü kim verdi söyleyin ona, şimdi sövüp duruyoruz. Ne istedi ki bizden hükümran? Gücü bize yettiği için mi hançerlerini sırtımıza sapladı? Yoksa yüceliği(!) bizde eğreti durduğu için mi bu inat? Boynumuza acının yularını geçirip yalın ayak çöl sıcağında gezdirirken mutlu mu bari?
Olsun, olsun… O kazansın! Kazansın ki ferahlayıp yücelsin! Ancak sanmasın bu iş burada kalacak! Terazinin bir kefesi havada asılı duruyor, borçlu kaldı bize! Elbet ödeyecek birgün!”
Okuması bitince sorularının cevabını benden bekler gibi gözlerimin içine baktı. Ben sustum, o da kaşlarını çattı.
Klinik Psk. Rahmi Arslan