Çocuk ve Siyah Öküz

Çocukluğumda dedemin siyah bir öküzü vardı. Çevremdeki çoğu insanda göremediğim merhameti ve şefkati o öküzde buldum. Bir canlının erişebileceği en üst mertebedeydi. Bunu abartarak söylemiyorum, hakikatten öyleydi. Hayvan sanki merhamet abidesiydi.
Devasa cüssesiyle hareket eder, mağrur bakışlarıyla insanların her dediğini yapar, işi bitince de kendi başına ağıra gider, yerinde beklerdi. Ona yaptıkları devasa kızağı yaz-kış çeker, deh derler gider, hooo derler, yerinde durur ve adım atmazdı. Kaderine razı olmuş, isyan etmek yerine bu hayatta kendisine verilen vazifeyi yerine getiriyordu. Ancak beni en çok büyüleyen ve dahası bugünlerde yaralayan şey hayvanın merhameti ve duyarlılığıydı. Sanki içinde ermiş ruhu vardı. Hassasiyetle biz dört beş yaşındaki çocuklara yaklaşır, başını önümüze koyar ve onu sevmemize izin verirdi. Büyüklerin yorucu işleri bahane ederek umursamaz ve anlayışsız davrandıkları yerde bu koca hayvan onca yüküne rağmen duyarlılığın kalbimizdeki sembolüydü.
Hiç unutmam bir keresinde çocuk aklıyla kuyruğuna kızaklardan birini bağlamıştık. Yetmedi üstüne biz de kızağa bindik. Kuyruğu kopacak gibi olan hayvan dönüp de bize kızmadı bile. Dahası sakin ve vakur halini sürdürüp yoruluncaya kadar bizi gezdirdi. Devamında yanına gidip tekrardan başını okşamamıza, onu sevmemize izin verdi.
Siyah öküz, uzun yıllar aileme hizmet etti. Yaşlanınca da kasabın birini çağırdılar. Birkaç kişi onu yakalayıp hiç acımadan yere yatırdı ve aynı şekilde kasap da bıçağını çıkarıp yine hiç acımadan boğazını kesti. Yetişkinlerin kaba-saba şakaları eşliğinde ve kırılan kalbimle beraber onu doğrayıp un ufak ettiler.
Bugün; ölmüş olan birçok insan evladından daha çok özlüyorum onu. Evrensel yasada bir daha karşılaşır mıyız bilinmez ama benim çocuk gönlüm onu çok sevdi ve asla unutmayacak.
Rahmi Arslan
*Yetişkinler tarafından yapılan her eylem çocuğun hafızasında çocuğun bakış açısıyla kayıt edilir? Bu kayıtlar gelecekteki yetişkinin hem mutluluk hem de mutsuzluk kaynağı olarak derinlerde yerini alır.