Bilinç Dışı

Çığlık

Benimkisi bir çığlık işte; sonsuzlukta sallanıp duran, tekrar tekrar dönüp gelen bumerang misali. Oysa hep sorarım: Nedir tüm bu olanların anlamı? Her soruşumda bağırıp duruyorum boşluğa, her defasında hiçlik kayasında yankılanıp geri gelir sesim ve bir kat daha anlamsızlaşır hayatım. Sahi ve gerçekten soruyorum; “Bilen var mı tüm bu olanların anlamını?” Yoksa hepiniz boşlukta sallanıp […]

Bilinç Dışı

Bıyık Altında Gülen Kim?

Yorgun dudaklardan dökülen hüzünlü bir şarkıyım. Kimi zaman yoksul bir çocuk diline doladı beni kimi zaman elinde benden başka umudu kalmayan küçük bir kız çocuğu. Büyüklerin kulağında marazi bir etki bıraktım, lanetlenmiş bir kadının hayalindeki cennetin son kırıntısıyım. Kabullenemedim yobazın dayatmasını bu yüzden yıllar ikişer ikişer harcadı ömrümü. Ömrüm cehennem topraklarıdır benim, arşınlayarak bitiremezsin beni. […]

Bilinç Dışı

Biliyor Musun?

“Biliyor musun ?” diye söze başladı. “Çok yalnızım, üstelik içimde nefes alabileceğim bir alan kalmadı ve kendimi hissedemiyorum. O nedenle yalnızlığımın bir sınırı da yok. Yalnızlığınızı tarif eder misin? diye sordum. “Her gün ayrı bir kuyuda gözlerimi açıyorum hayata ve belki bir gün bana yapılanları affedip kendimle de barışırım umuduyla tüm bu olanlara katlanıyorum.” Bu […]

Deneme

Yeni Biriyle Tanışmak

Yeni birini tanımak hafızamızın mahremiyetini bozar. Artık önceki halimizle şimdiki halimiz arasına tanıştığımız kişi girmiştir. Bundan böyle ya daha neşeli ya da daha mutsuz biriyiz. Bazen birini tanımak ruhumuzda kapanması zor bir yara açar. Geriye kalan tüm zamanımızı, o yarayı kapatmaya çalışmakla geçiririz. Bazen de tanıdığımız yeni biri, karanlık ruhumuzda güneşe bir pencere açar. Açık […]

Deneme

Narsisizm Üzerine Bir Metafor

Çöldeki bir kum tanesi kendini diğer tüm kumlardan ayrı zannedermiş. Güneşin kendisi için doğduğunu, yıldızların kendisi için parladığını düşünürmüş. Öyle ki tanrı onu özene bezene yaratmış ve dünya hep onun etrafında dönermiş. Ancak bu kadar özel olmasına rağmen her rüzgârda diğerleriyle birlikte savruluşuna bir türlü anlam verememiş. Oysa önceleri rüzgârın da kendisini yüceltmek için estiğini […]

Deneme

Hakikat Karşısında İnsan Özgür Değildir

Duyarlı insan özgür değildir. Onun iradesi hakikate bağlıdır. Eğer davranışlarından dolayı tek bir canlı dahi zarar görecekse o seçim yerine olması gerekene yönelir. Sözgelimi; bir yerde yüksek sesle konuşmak eğer birilerini rahatsız ediyorsa o artık şöyle diyemez: “Ben yüksek sesle konuşma özgürlüğüne sahibim. “Bunun yerine kısık sesle konuşmanın hakikatini kavrar ve öyle davranır. Hayat, insanın […]

Deneme

Bu Çağın Talihsizliği

Geçmişe nazaran bu çağın talihsizliği: Elinde herhangi bir gücü! bulunduranların nevrotik arzularını toplumun geri kalanına zihinsel bir hapishane olarak sunmalarıdır. Geçmiş dönemlerde de güç! odakları vardı. Ancak bu kadar göz önünde değillerdi. Sözgelimi şatafatlı yaşamları, görünme arzuları, hükmetme naraları daha dar bir çevreyle sınırlı kalır, toplumun üzerine böyle anında çökmezlerdi. Mutsuzluğun kaynağını kendi içinde aramak […]

Deneme

Çocukluktaki Travmaların Bedeli

Çocukluktaki travmaların bedeli; doğallıktan uzak, tutsak bir yetişkinliktir. Oysa çocukken içimiz yaşam enerjisiyle doludur. Duygularımızı, düşüncelerimizi çekinmeden olduğu gibi ifade ederiz. Dahası; İnsanlar ne der, kaygısı henüz oluşmamıştır içimizde. İnsan doğası, sevgi üzerine kuruludur ve karakteri sevgi üzerine inşa edilmelidir. Bu doğrultuda; sevgiye dayalı bir ortamda büyüdüğümüzde, diğerleriyle güvene dayalı spontane bir ilişki kurarız. Toplumdaki […]

Gerçek Hikayeler

Siyah İklim

Kahramanım; yüzünü doğaya dönmüş, önünde uçsuz bucaksız uzanmış beyaz kar örtüsünü izliyordu. İçindeyse yaşamın tüm evrelerini acıyla harmanlamış siyah bir iklim hüküm sürüyordu. Oysa içi neden böyle önünde uzanan kar gibi berrak değildi ki? Neden ömründeki ilkbaharlar çiçek açmadan geçip gitmişti? Çocukluğundan itibaren yaşadığı onca şey gözünün önünde canlandı. İçinde ezilmiş masum cümlelerin her birine […]

Gerçek Hikayeler

Yer Yüzüne Fırlatılmış Ruh

Yeryüzüne fırlatılmış ruhu onu boğuyordu. Koca ve hantal bir bedene hapsedilmişti. Bu beden ona ağır geliyordu artık. Yeryüzünü bu bedenle arşınlıyor, arşınlarken sorguluyor sonra da dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyordu: “Çok yalnızım, mensubu olduğum tür dışında başka hiçbir varlık sorgulama yetileriyle donatılmamış. Üstelik bu sorgulama çocukluğumdan itibaren eğreti bir zemin üzerinde yükselmiş ve devasa bir […]