Deneme

Narsisizm Üzerine Bir Metafor

Çöldeki bir kum tanesi kendini diğer tüm kumlardan ayrı zannedermiş. Güneşin kendisi için doğduğunu, yıldızların kendisi için parladığını düşünürmüş. Öyle ki tanrı onu özene bezene yaratmış ve dünya hep onun etrafında dönermiş. Ancak bu kadar özel olmasına rağmen her rüzgârda diğerleriyle birlikte savruluşuna bir türlü anlam verememiş. Oysa önceleri rüzgârın da kendisini yüceltmek için estiğini […]

Deneme

Hakikat Karşısında İnsan Özgür Değildir

Duyarlı insan özgür değildir. Onun iradesi hakikate bağlıdır. Eğer davranışlarından dolayı tek bir canlı dahi zarar görecekse o seçim yerine olması gerekene yönelir. Sözgelimi; bir yerde yüksek sesle konuşmak eğer birilerini rahatsız ediyorsa o artık şöyle diyemez: “Ben yüksek sesle konuşma özgürlüğüne sahibim. “Bunun yerine kısık sesle konuşmanın hakikatini kavrar ve öyle davranır. Hayat, insanın […]

Deneme

Bu Çağın Talihsizliği

Geçmişe nazaran bu çağın talihsizliği: Elinde herhangi bir gücü! bulunduranların nevrotik arzularını toplumun geri kalanına zihinsel bir hapishane olarak sunmalarıdır. Geçmiş dönemlerde de güç! odakları vardı. Ancak bu kadar göz önünde değillerdi. Sözgelimi şatafatlı yaşamları, görünme arzuları, hükmetme naraları daha dar bir çevreyle sınırlı kalır, toplumun üzerine böyle anında çökmezlerdi. Mutsuzluğun kaynağını kendi içinde aramak […]

Deneme

Çocukluktaki Travmaların Bedeli

Çocukluktaki travmaların bedeli; doğallıktan uzak, tutsak bir yetişkinliktir. Oysa çocukken içimiz yaşam enerjisiyle doludur. Duygularımızı, düşüncelerimizi çekinmeden olduğu gibi ifade ederiz. Dahası; İnsanlar ne der, kaygısı henüz oluşmamıştır içimizde. İnsan doğası, sevgi üzerine kuruludur ve karakteri sevgi üzerine inşa edilmelidir. Bu doğrultuda; sevgiye dayalı bir ortamda büyüdüğümüzde, diğerleriyle güvene dayalı spontane bir ilişki kurarız. Toplumdaki […]

Gerçek Hikayeler

Siyah İklim

Kahramanım; yüzünü doğaya dönmüş, önünde uçsuz bucaksız uzanmış beyaz kar örtüsünü izliyordu. İçindeyse yaşamın tüm evrelerini acıyla harmanlamış siyah bir iklim hüküm sürüyordu. Oysa içi neden böyle önünde uzanan kar gibi berrak değildi ki? Neden ömründeki ilkbaharlar çiçek açmadan geçip gitmişti? Çocukluğundan itibaren yaşadığı onca şey gözünün önünde canlandı. İçinde ezilmiş masum cümlelerin her birine […]

Gerçek Hikayeler

Ruhtaki Yükün Ağırlığı

Gözlerini kısıp sigarasından bir fırt daha çekti. Deminden beri hiçbir yere sığamama, hiçbir yere ait olamama halini düşünmeye başladı. Kendisi mi tuhaftı yoksa insanlar mı, anlamakta zorluk çekiyordu. Biraz önce konser alanına gitmiş, kalabalığa karışmış ve kendini olağanca haliyle bu ortama aykırı bulmuştu. Konserdekilerin kimi birasını içiyor, kimi sigarasını tüttürüyor, kimileri de olup biten her […]

Gerçek Hikayeler

Herkesten Bir Parça

Kahramanım, hayatı boyunca bir sünger gibi çevresinde olup biten her şeyi içine çekmişti. Bazen acımasız bir adam hayatına girmiş, onu sert ve aşağılık duygularına maruz bırakmış; bazen şeytana pabucunu ters giydiren bir kadın başına musallat olmuş ve tüm nevrotik ruhunu içine boşaltmıştı. Yetmezmiş gibi menfaatlerini yücelterek adına da dava deyip kahramanımı bu davaların yılmaz bekçisi […]

Gerçek Hikayeler

İçimdeki Boşluk

Çantasından not defterini çıkarıp akşam yazdıklarını benimle paylaşmak istedi, ben dinledim o da okumaya başladı. Baştan sona asi metni şöyleydi: “İçimdeki çukur dolmadı ve dolacak gibi de durmuyor. Üstelik eksiğim, kederli sesler yankılanıyor ruhumda. Tanrım, bir avuç kör yerleştirdin içime! Sonsuzlukta yalnız, yalnızlıktaysa çaresiz duruyorum. Ah, biz ki acının kuyusunda bağdaş kurup oturanlar! Biz ki […]

Gerçek Hikayeler

Sivrilen Acımasız Düşünceler

Kahramanım, her zaman yalnızdı. Hatta bu dünyanın en yalnız kişisiydi. Fakat aynı zamanda içindeki yalnızlıkla bir daha yalnız kalmamak için sürekli oyalanacak bir şeyler arıyordu. Çünkü tek başına kaldığında yalnızlığı soğuk bir iklim gibi üstüne çöküyor, içindeki her yeri bir anda kışa çeviriyordu. Bazen de içindeki devasa boşluk göründü mü ne yapacağını bilemez, eli ayağına […]

Gerçek Hikayeler

Bir Zamanlar Ne Güzel Çocuktu Onlar

Bir zamanlar ne güzel çocuktu onlar. Acılara saplanmamış ruhlarıyla gökyüzüne doğru kahkaha atıyorlardı. Saçlarını güneş okşar, bronz tenlerini ırmağın içinde su damlacıkları öperdi. Tabiat ananın koynunda yaramazlık yaparlarken tanrının silüetinde dans ederlerdi. Terleri mis kokar, zihinleri şefkatten masmavi bir gökyüzü gibi alabildiğine yayılır ve sıklıkla merhamet yağmurları yağardı üzerlerine. Kısacası hayat onların bastığı yerden fışkırır, […]