Toplum Pes Etmiş Ölü Ruhlarla Doludur

Toplum Pes Etmiş Ölü Ruhlarla Doludur.
Çocukken içimiz yaşam enerjisiyle doludur. Duygularımızı, düşüncelerimizi çekinmeden olduğu gibi ifade ederiz. Dahası; insanlar ne der, kaygısı henüz oluşmamıştır içimizde.
İnsan doğası, sevgi üzerine kuruludur ve karakteri sevgi üzerine inşa edilmelidir. Bu doğrultuda; sevgiye dayalı bir ortamda büyüdüğümüzde, diğerleriyle güvene dayalı spontane bir ilişki kurarız. Toplumdaki yerimiz bellidir ve var oluşumuzdan kaynaklanan bir suçluluk duygusu taşımayız. Böylelikle sebepsiz yere mutlu olur, İnsanlara yönelir ve neşemizi onlara da bulaştırırız.
Ancak fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalarak büyümüşsek, durum yukarıdakinin tam tersidir. Öncelikle varlığımız bir problemdir ve bundan dolayı suçluluk duyarız. Kendimizi sevemediğimiz için ne kimseyi sevebilir ne de kimsenin bizi sevmesine izin veririz. İnsanlardan korkmaya başlarız, bu korku fiziksel acıdan çok psikolojik incinmeyle ilgilidir. Bu nedenle sebepsiz yere hüzünlenir, kendimizle bitmek bilmeyen çatışmalara gireriz.
İçsel bütünlüğümüz yerini giderek derinleşen bir bölünmeye bırakır. Ruhumuzdaki sesler kavga etmeye başlar ve bu kavga bizi çok fazla yıpratır. Dahası; benliğimiz ötekilerin etkisine girer ve bize ait gerçek benlik giderek kaybolur.
Çoğunlukla; yanlış yerde ve yanlış zamanda olduğumuzu düşünür, bu çağın bize yaramadığını söyleriz. Oysa suçlu ne çağdır ne de biziz. Tamamen çevresel şartların kurbanı olmuşuzdur.
Farkına varıp üzerine gitmediğimizde; doğallıktan uzak, hüzünlü ve tutsak bir insan ruhu kalır bizden geriye. Bu nedenle toplum; pes etmiş ölü ruhlarla doludur.
Klinik Psk. Rahmi ARSLAN